12 Şubat 2012 Pazar

Bugünlerde Yunanistan...

Bugünlerde hangi sosyal paylaşım sitesine girsen, hangi sözlükte takılsan bir çok insanın ağzında Yunanistan hakkında iki farklı yorum dolaşıyor:  Birincisi "Hak ettiklerini yaşıyorlar, az bile olmuş Türk düşmanlarına..." şeklindeyken, diğeri ise "Yunanistan'da işçi sınıfı yükseliyor. Hükümeti devirip kapitalizmi yıkıyorlar" şeklinde...
Maalesef güzel ülkemizde, hayatının büyük bir kısmında yatan, fakat maaşını alamadığında solcu olmayı aklına getiren Yunan işçilerine büyük bir sempati var.


Şimdi iyi hoş, Yunan halkı isyan ediyor da, bunu sosyalizmle, komünizmle, kapitalizm düşmanlığıyla açıklamanın manası ne, hiç düşündün mü? Sana şimdi anlatacaklarımdan sonra, belki halkın yerine kendini koyarsın ve isyan etmenin sebebini öğrenirsin...

Şimdi gelelim krizin sebeplerine :

1- 1990 yılına kadar süren siyasi istikrarsızlık
2- Halkın devlet tarafından düşük saatlerde ve yüksek maaşla çalışmaya alışması
3- Büyük oranda vergi kaçırmalar
4- Bütün ülke ekonomisinin sadece turizme endeksli olması
5- Yunan politikacılarının işgüzarlığı ve AB'nin oyunları

Şimdi Yunanistan'ın özellikle 1960 yılından sonraki tarihini biraz gözden geçirelim:

Öncelikle şunu görmek lazım, Yunanistan, 1967-1974 yılları arasında askeri cunta altında yönetilen bir ülkeydi ve 1990 yılının sonuna kadar da doğru düzgün bir siyasi istikrar sağlayamadı. Fakat haklarını yemeyelim, bir konuda istikrar vardı; devlet çalışanı sayısında -komunizm simgesi partilerin başa gelmesiyle-  yükselme vardı ve devlet memuru/vatandaş oranı gittikçe artıyordu. Çalışma saatleri ise sosyal medyada dolaştığı gibi "günde 3-4 saat çalışıp, sonra yan gelip yatıyorlar aaabiii" şeklinde olmasa da, diğer kıtasal Avrupa ülkelerine göre daha azdı.

Siyasi istikrarın olmadığı bir ülkede, hiç bir fabrikatör yatırım yapmak istemezdi doğal olarak. Neden mi? Şimdi öncelikle, siyasi istikrarın olmadığı yerde insanlar kaygılıdır. Geleceklerinden kaygılı, yaşamlarından kaygılı, özgürlüklerinden kaygılıdır. Böyle kaygı dolu insanların olduğu yerde hangi fabrikatör çalışmak ister ki? 1980 yılında ülkemizde darbe olduktan sonra Türk Sanayisi kaç yılda topladı kendini? Bir diğer konu ise, devlet sürekli memur alıyor ve bu memurlara yüksek maaşlar vaat ediyor. Sen olsan özel sektörde çalışmak ister misin?  Uzun lafın kısası -sorularla aklınızı bulandırmayayım- fabrika açacak zengin amcamız, kendisi için çalışacak eleman bulamayacak konuma geliyor.

Şimdi kendini Yunan vatandaşın yerine koy. Sen günde 6-7 saat çalışıyorsun ve devlet sana her ay 3000 euro para veriyor. Daha sonra kriz patlak veriyor ve devlet sana önce "sen bir süre dinlen, maaş ödeyecek param yok." Ardından da diyor ki "ben sana maaş ödeyeceğim ama, bunu 2000 euro'ya indireceğim".  Bu saydıklarım senin ülkende olsa tepki koymaz mıydın? Buna "koymazdım" diye cevap verenlere bak, bir çoğu sigara kullanıcısıdır. Lan dingil, sen alıştığın için sana zarar veren sigaraya tepki koyup da bırakamıyorsun... Sana az çalıştığın halde para ödeyen devlete alışmışsın, senin maaşını azalttı diye tepki koymayacak mısın?
Kısacası, devletin politikası sonucu miskinliğe ve oturduğu yerden para kazanmaya alışan bir halk var kardeşim... Şu kadarını düşün, o dönem 65 milyon nüfusu olan Türkiye'nin 2001 yılında krizden çıkması için 50 milyar dolar yetiyorken, 11 milyon nufüslu Yunanistan'ın krizden çıkması için 450 milyar dolara ihtiyacı var. Daha söylenecek söz var mı? Yaz bunu da ikinci maddeye...


Gelelim vergi kaçırma olayına...2005-2008 yılları arasında vergi kaçırmalar inanılmaz boyutlardaydı. Bir çok üst düzey yönetici, avukat, politikacı, doktor... gibi toplumun üst tabakasını temsil eden insanlar, devlete gelirlerini "yıllık 20 bin euro" düzeyinde gösteriyordu. Atina'da çalışan 151 doktordan 35 tanesi mi ne, yıllık gelirini 10 bin euro olarak göstermiş devlete... Daha ötesi var mı bunun? Kişi başına düşen milli gelir 1980 yılına oranla %114 artmışken, devletin topladığı vergi %37 artmış ve devletin vatandaşının devlete 60 milyar euro vergi borcu var. Yunanistan Hükümeti artık yapacak bir şey bulamadı ve sadece büyük vergi borcu olan 4000 kişinin 15 milyar euro vergi borcu olduğunu açıklayarak onları deşifre ettiler. Düşün artık...

Turizm mevzusuna gelince... Her ne kadar ekonomisini beğenmesek de, sevmesek de, bizim güzel ülkemizde gelir konusunda bir çok alana yayılmışlık var. Sadece bir noktaya endeksli değiliz yani. Az da olsa bir üretimimiz var, iç pazarımız biraz genişçene hani...
Fakat Yunanistan'da üretim diye bir şey yok gibi. Halkın günlük hayatında kullandığı bir çok eşya, ürün, gıda malzemesi falanı filani ithal...Yani devlet, "dur vergileri arttırayım da biraz ülkeyi toparlayayım" diyemiyor. Neyin vergisini arttıracaksın? İthal edilen malın vergisine yüklenemezsin, ithalatçılar kaçar. Esnafa vergi koysan pek fayda etmez, boşuna tepki toplar. E üretim yok, fabrikalara vergi koyasın?
Yunanistan'ın elinde olan tek şey Turizm geliri. E turizm dediğin sektör de -eğer Dubai değilsen- sana pek fayda sağlamıyor işte.

Geldik en önemli noktaya. AB ve Yunan politikacıların beceriksizliği...

Yunanistan nasıl bir ülke biliyor musunuz? Nüfusu bizim 1/7'imiz kadar olan ve askeri harcamalarda bizimle yarışan bir ülke... Çünkü onlar sürekli kendilerince "Türkiye tehdidi" (!) ile karşı karşıya. Yoksa niye Almanya'dan 200 tane tank alsınlar? O tankları almak için niye Alman bankalarından kredi çeksinler? O krediyi ödemek için niye Fransız bankalarından kredi çeksinler? Çekilen kredilerle Sanayi yatırımı yapmak yerine niye silah almasınlar ki?

Hiç biriniz Yunanistan'a AB tarafından sunulan tasarruf önlemlerini okuma gereği duydu mu?

150 bin devlet çalışanı işten çıkartılacak, asgari ücrette %22 oranında kesinti yapılacak, Sosyal Güvenlik Kurumu payı %2 azaltılacak, devlete bağlı doğalgaz, elektrik, altyapı ve bahis şirketleri özelleştirilecek ve bu arada, askeri harcamalarda sadece %0,15'lik kesinti yapılacak.

Yani AB diyor ki, "kardeşim sen bu krizden çıkmak için vatandaşını sağlamca öpeceksin, ama Almanya'dan silah almayı kesmeyeceksin."
Yunan yöneticilerin yapacağı bir şey yok, mecburen bunu kabul ediyorlar tabi ki... Bu kontrata Avrupa'nın bir çok ülkesinde "ölüm kontratı" deniyor...

Şimdi sen, Yunanistan'da sıradan bir vatandaş olsan isyan etmez misin?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder