25 Ağustos 2013 Pazar

Omayra Sanchez : Hayata masumiyetle bakan gözler...


13 Kasım 1985'te, volkanik yanardağ "Nevado del Ruiz" faaliyete geçmiş ve patlamıştı. Yerel halk ona "Uyuyan Aslan" diyordu. Çünkü en son 1845 yılında faaliyete geçmiş ve 130 yıldır hiç hareket etmemişti.
Aslında uyuyan yanardağ değildi, onu önemsemeyen devlet yetkilileriydi. 



13 Kasım'da harekete geçen yanardağ, Omayra'nın yaşadığı köyü de vurmuştu. Daha ne olduğunu anlayamadan Omayra'nın belden aşağısı patlayan yanardağ sebebiyle kayan toprağın altında kalmış ve yavaş yavaş su birikmeye başlamıştı.

Omayra yaşamak için enkaz parçasına tutunmuştu ve ertesi gün bir gazeteci Omayra'nın elini görmüştü. Hemen bölgedeki gönüllüler çağırıldı ve Omayra'yı kurtarmak için büyük bir çaba başladı. Fakat bacaklarını kırmadan Omayra'yı bulunduğu yerden çıkartmak imkansızdı. Üstelik Omayra'yı her çıkartmaya çalıştıklarında çevredeki su yükseliyor ve Omayra'nın nefes almasını engelliyordu.

Suyun altına bakan bir kaç kişi, Omayra'nın bacaklarının tuğladan yapılmış kapının altında kaldığını fark etti. Aynı zamanda, suyun altında birini daha gördüler: Omayra'nın bacaklarının altında, kapının üzerine yıkılması sonucu hayatını kaybeden halasını...

Omayra bu duruma rağmen, çevresindeki gazetecilere şarkılar söylüyor, durumundan bir kere bile şikayet etmiyor ve kurtarılmayı bekliyor, gazetecilere şekerleme ve gazoz istediğini söylüyordu. Hatta röportaj teklifini bile kabul etmişti.

Fakat zamanla, kendisinin kurtarılmasını sağlayacak olan malzemeler bir türlü gelmeyince, Omayra yavaş yavaş vücut ısısı düşmeye başladığı için sayıklamaya başlıyordu... Yanındaki gazetecilere "Gidin ve dinlenin" diyordu ve günlük hayatı aklına geliyordu... "Okula geç kaldım... Matematik sınavım var..."

Malzemeler geldiğinde çok geç kalınmıştı... Suyu boşaltmak için pompa geldiğinde, Omayra'nın bacaklarının kangren olduğu ve kesilmesi gerektiği anlaşılmıştı. Fakat ortamdaki kirlilik sebebiyle bu operasyon sonucunda daha büyük acıyla öleceği de anlaşılmıştı... O yüzden, insaflı olan davranışın, Omayra'nın ölmesine izin vermek olduğu düşünülmüştü...

Omayra'nın acısı, 60 saat sürmüş ve bu 60 saat içinde Omayra bir kere bile acısını belli etmemiş, ağlamamıştı. Sadece gülmüş, konuşmuş ve şarkı söylemişti...

Yazının başında gördüğünüz resim ise Omayra ölmeden bir kaç saat önce çekilmişti. Bu resim son 50 yılın en iyi fotoğrafları arasında yer almış ve fotoğrafçıya Pulitzer ödülünü kazandırmıştı.

Bu resim sadece Omayra'nın son anlarını değil, uyuşturucu kartellerinden aldıkları rüşvetlerle keyif yapan Kolombiya devlet yetkililerinin de vicdanlarının son anlarını bütün dünyaya göstermişti.

24 Ağustos 2013 Cumartesi

SONDERKOMMANDO : Nazi Kamplarının Yahudi "Temizlikçileri"

Sonderkommando, Nazi SS birlikleri tarafından  toplama kampı mahkumları arasında seçilerek oluşturulan ve genelde ölümle tehdit edilerek; gaz odalarında veya askerler tarafından kurşuna dizilerek öldürülen insanların cesetlerindeki değerli eşyaları (altın diş, gözlük, kıyafet vs.) toplayarak onları SS* subaylarına teslim ettikten sonra cesetlerini askerlerin terimiyle “yok eden” (gömen) birliklere verilen addı.

Bu görevi Alman askerlerine yaptırmak yerine, Yahudilerin seçilmesinin altında yatan nedenlerden birisi, Alman askerlerinin zaten gördükleri karşısında bozulmaya başlayan psikolojisinin bir de yanmış bedenleri temizleyerek iyice bozulmasını engellemek, diğeri ise; "Sizi öldürdükten sonra cesetlerinizi gene size temizletiriz" şeklinde bir propaganda sistemiyle
Yahudiler üzerindeki psikolojik baskıyı arttırmaktı.

Sonderkommando görevlileri asla direkt olarak ölümlere sebep olmazlardı. O güzel(!) görev sadece Alman askerlerine aitti. Onların görevi cesedi temizleyip yok etmekti. Genel olarak kampa yeni katılan Yahudiler arasından seçilirler ve görevi reddetmek ve intihar etmek dışında görevi bırakmak gibi bir şansları olmazdı. Zaten bu göreve seçilen Yahudiler, diğerlerinin yaşama koşullarını görünce bu görevi bırakmak istemezdi…


Sonderkommando görevindeki Yahudiler, Alman askerlerine fiziksel olarak hazır ve güçlü lazımdı. Bu sebepten kendilerine ait barakalarda, diğer mahkumlara göre daha temiz şartlarda yaşarlar ve taze gıda maddeleri, ilaç, sigara gibi hiçbir mahkumun ulaşamadığı ihtiyaçlara rahatlıkla sahip olabilirlerdi. Hatta genelde sigara ihtiyaçlarını sıradan bir günde Alman askerler tarafından öldürülen ve içeriye gizlice sigara sokmuş bir Yahudi’nin üzerinden karşılarlardı. Ayrıca, Sonderkommando birliğinin üyesi olan askerler asla “gelişigüzel” öldürmelerin hedefi olmazlar ve diğer mahkumlara göre daha uzun süre yaşarlardı.


Fakat bu “görevli” mahkumlara “sır bekçileri” adı da verilirdi. Çünkü Sonderkommando üyeleri Almanların Yahudi politikası hakkında çok şey öğrenirlerdi. Doğal olarak, Yahudilerin sorun çıkartmasını engellemek amacıyla Yahudileri gaz odalarına “duş almaları için” götüreceklerini söyleyerek öldüren SS birlikleri, bu bilginin sızmasını engellemek amacıyla Sonderkommando birliklerini düzenli aralıklarla öldürürler ve yerlerine yenilerini alırlardı. Yahudi politikası hakkında herkes az çok fikir sahibi olsa da; net bilgilerin kampın dışına çıkmasını istemeyen Naziler, bu amaçla Sonderkommando birliklerini düzenli olarak "temizlerdi." Bu değişim genelde 4 ayda bir yapılır ve yeni gelen Sonderkommando üyelerinin ilk görevi; kendilerinden önce bu görevi yapan Sonderkommando üyesinin ölü bedeninden ve eşyalarından değerlilerini ayırıp SS birliklerine teslim ederek, bedenlerini yok etmekti. 

-------------
* SS: SchutzStaffel'in kısaltması olan ve "Koruma Timi" anlamına gelen Nazi Almanyası birlikleri. İlk kurulma amaçları Nazi Partisini korumak olsa da daha sonra iki ayrılarak bir kısmı toplama kamplarındaki soykırımlarda görevlendirildi. 



12 Mayıs 2013 Pazar

Hayvan Hakları!

Hayvan haklarını korumaya aldıktan sonra Nazi Hükümetinin hazırladığı afiş 
Belki inanmayacaksınız ama, Dünya üzerinde "hayvanlar üzerinde deney yapılmasını yasaklayan" ilk ülke Nazi Almanyasıdır!

1927'de Nazi Partisinin önde gelenlerinden Adolf Hitler, Hermann Goring ve Heinrich Himmler Almanya meclisinde bunu gündeme getirmiş, 1933'te iktidara geldiklerindeyse hayvanlar üzerinde deney yapılmasını tamamen yasaklamışlardır.

1946 yılında "savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlar" sebebiyle idam edilen(*) Hermann Göring bu yasa hakkında şu sözleri söylemiştir:

"Bu kalıcı yasa sadece hayvanların korunması ve onların acılarının anlaşılması için değildir, aynı zamanda insanlığın(!) anlaşılması için bu yasa çıkmıştır. Bu açıklamamdan sonra yasaya uymayan herkes toplama kamplarına gönderilecektir."

Milyonlarca insanın gaz odalarında öldürülmesinin sorumlusu olan, "toplama kampı" fikrini Adolf Hitler'e kabul ettiren adam olan Göring'in bu söyledikleri sizi şaşırttı mı?

O zaman biraz daha şaşırın:

1934 yılında çıkan "Reich Avlanma Kanunu" ile, Nazi Almanya'sında her yıl ne kadarsayıda hayvanın avlanabileceği ve her hayvan için farklı olarak "av sezonları" belirlenmiş ve bu sayede doğal yaşamdaki hayvanların düzensiz bir şekilde, rastgele avlanmasının önüne geçilmiştir. Ayrıca Adolf Hitler, bu yasanın halka öğretilmesi için ilkokuldan itibaren bütün okullarda hayvan hakları ve av kanunu hakkında seminerler düzenlenmesini emretmiştir. 1935 yılında yasalaştırılan "Reich Doğal Yaşamı Koruma Kanunu" ile de Alman topraklarında nesli tehlike altında olan kurt, vaşak gibi hayvanları korumaya almıştır. Finlandiya'nın kültür dergisi Kaltio'da yayınlanan bir makaleye göre Naziler, dünya üzerinde kurtları koruma altına alan ilk ülke olmuştur.

(*) Sayın Ayhan Mısır'ın uyarısıyla düzeltme: Hermann Göring hakkında idam kararı çıkartılmış, fakat Hermann Göring idam edilmeden önce kendi koğuşunda potasyum siyanür hapını kullanarak intihar etmiştir. Ayhan Mısır'a ilgisi için teşekkürler. 

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Abraham Lincoln'ün Oğlunun Öğretmenine Yolladığı Mektup


"Öğrenmesi gerekli biliyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını, fakat şunu da öğret ona: Her alçağa karşı bir kahraman, her bencil politikacıya karşı kendini adamış bir lider vardır.

Her düşmana karşı bir dost olduğunu da öğret ona.

Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen, kazanılan bir doların, bulunan beş dolardan daha değerli olduğunu öğret.

Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve kazanmaktan neşe duymayı.
Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona. 

Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını…

Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu.

Eğer yapabilirsen; ona kitapların mucizelerini öğret. Fakat ona; gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği zamanlar da tanı…

Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona.

Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi…

Nazik insanlara karşı nazik, sert insanlara karşı sert olmasını öğret ona.

Herkes birbirine takılmış bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma.
Tüm insanları dinlemesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret…

Eğer yapabilirsen üzüldüğünde bile nasıl gülümseyebileceğini öğret ona. Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.

Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona ve aşırı ilgiye dikkat etmesini…

Ona, kuvvetini ve beynini en yüksek fiyata satmasını, fakat hiçbir zaman kalbine ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret.

Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret.

Ona nazik davran ama onu kucaklama. Çünkü, ancak ateş çeliği saflaştırır.

Bırak sabırsız olacak kadar cesaretine sahip olsun, bırak cesur olacak kadar sabrı olsun.

Ona her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret. Böylece insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacakır…

Bu, büyük bir taleptir, ne kadarını yapabilirsen bir bakalım…

O ne kadar iyi, küçük bir insan, oğlum…"




Abraham Lincoln


3 Mayıs 2013 Cuma

Berlin Duvarı'ndan Akan Gözyaşları

Onların tek isteği Batı Almanya'nın havasını solumaktı. İki arkadaş bunun için Berlin Duvarı'nda en uygun zamanı kollamak için bekliyorlardı. Peter Fechter ve Helmut Kulbeik uygun zamanda koşarak 2 metrelik duvardan atlamak için duvara yakın bir marangozda beklemeye başladı. Gözcülerin arkasını döndüğü bir an ikisi de koşarak duvara tırmanmaya çalıştı. 

Duvara tırmanmaya çalışırken bu iki kafadarı farkeden gözcüler ateş etmeye başladı.

Helmut Kulbeik tırmanmayı başardı. O artık Batı Almanya'daydı !
Fakat arkadaşı Peter Fechter o kadar şanslı değildi... 


Peter, kasığından giren bir kurşun sebebiyle duvarın dibinde yere uzandı. Can çekişiyordu. Birilerinin ona yardımcı olması gerekiyordu. Hem Batı Almanya, hem Doğu Almanya tarafında herkes onun can çekiştiğini izliyordu. 

"Bedeni Doğu Almanya topraklarında olduğu için Batı Almanya'da onu izleyenler sınırı geçip ona yardım edemiyordu. Ruhu Batı Almanya'ya ait olduğu içinse, Doğu Almanya'da onu izleyen askerler bilerek yardım etmiyordu."

Peter yerde 1 saat can çekişmiş ve o bir saatte olayı izleyenlerin sayısı bir kaç kişiden bir kaç yüz kişiye çıkmıştı. Fakat kimse can çekişen Peter'a yardım etmemişti, edememişti.

1 saatin sonunda hayatını kaybeden Peter Fechter Berlin Duvarı yüzünden hayatını kaybeden yüzlerce insandan biriydi. Belki de ilkiydi.

Peter'a öldükten sonra yardım gelmiş ve resimde görüldüğü gibi Doğu Almanya askerlerinden biri tarafından cansız bedeni taşınmıştı.

İşin trajik yanı, Peter Doğu Almanya'dan kaçtığı için bir "suçluydu" ve cesedi kimsesizler mezarlığına gömülmeliydi.
Doğu Almanya'da kanun gereği duvardan kaçmaya çalışırken ölenlerin cenazesine ailelerinin gelmesi yasaktı. Kimse gelemedi cenazesine...

www.facebook.com/TariheBuradanBak

4 Ocak 2013 Cuma

ASKERLİK MOLASI!...


Rize'de yapmakta olduğum askerlik görevi sebebiyle 20 Mayıs tarihine kadar yeni yazı paylaşamayacağım.
Zannedilmesin ki ben askerde bu blog için hiç bir şey yapmıyorum, düzenli takip eden arkadaşlarımız üzülmesin. 4.5 ay boyunca okuduğum kitaplardan edindiğim konu başlıklarını döndüğümde güzel araştırmalarla süsleyerek sizlere sunacağım.
Geçici rahatsızlık için özür dileriz.