10 Temmuz 2012 Salı

Srebrenitsa Katliamı : Onların Suçu Müslüman Olmaktı...

Avrupa'nın göbeğinde en verimli, en bereketli topraklarındayız. Annemler Almancı olduğu için arabayla Almanya'ya giderken, eski Yugoslavya'da gördüklerini anlatırdı. Doğu Karadeniz görmüş birisinin, oradaki yeşillikten ve doğadan övgü dolu sözlerle bahsetmesi çok şaşırtmıştı beni. Fakat 90'ların başından itibaren, bu coğrafyada işler iyiye gitmemeye başlamıştı...




Not: Yazıyı okurken yukarıdaki parçayı dinlemenizi tavsiye ederiz. 

Bölgedeki Sırp güçleri hem Hırvatlarla hem de Boşnaklarla iyi geçinememekteydi. Önce 1991-1995 yılları arasında yapılan savaşlarla Hırvatlar, Sırp güçleri kontrolündeki Yuguslavya'dan ayrılarak bağımsızlığını ilan ettiler. Boşnaklar da Sırp güçlerinin baskı ve zulümlerinden yılmış, adeta her gün ölümü bekler gözlerle yardım bekliyorlardı. Sırp güçlerinin kontrolündeki bölgelerde Boşnak nüfusa gün geçtikçe yapılan zulüm artıyordu. 

Yıl 1993'ü gösterdiğinde ise artık insanlık onurunu kaybetmiş Sırp güçleri Boşnaklar kaçmasınlar diye ev ev dolaşarak pasaportlarını topluyorlardı. Pasaportlarını vermeyenlere sistemli işkence uygulanıyor ve zorbalıkla bölgeden sürgüne gönderiliyorlardı. Sürgünün sonucu da muhtemel ölümlerle bitiyordu. Saraybosna sürekli bir kuşatma altındaydı. Sırp güçleri paramiliter topluluklardan oluşuyordu ve sistemli katliamları dünya tarafından hiçbir suretle Sırbistan'a mâl edilemiyordu. 

Bu katliamlara sessiz kalmanın sonucunda, devlet destekli katliam önce Saraybosna'da bulunan Markale pazarında başladı. Günlük işlerini yapan Boşnaklar, Sırp Cumhuriyet Ordusu'na bağlı güçlerce havan topu saldırısına uğruyorlardı. Bu akıl alır gibi bir şey değildi! Saldırıda 120'ye yakın kişi yaralanmış ve 64 kişi hayatını kaybetmişti. Ölenlerin coğu kadın ve çocuklardan oluşuyordu. NATO bunun üzerine göstermelik olarak Sırp sınırına bir hava taarruzu düzenleyerek tavrını koyuyordu.Gündüz gözüyle siviller hedef alınmıştı ve NATO buna sessiz kalıyordu! Dünyanın gözü önünde, Avrupa'nın orta göbeğinde 2 milyona yakın insan, sırf Müslüman oldukları için ölümle burun burunaydı artık... 

Bu süreçte birçok katliam, öldürme, işkence ve sistemli tecavüzler gerçekleşti. Dünya sanki kulağını bu sistemli tecavüzlere kapatmış, bölgeden hiçbir şekilde gelen haberlere itibar etmiyordu.

Fakat nedense Bosna Savaşı'nda işler Sırpların istediği gibi gitmiyordu. Birçok cephede geri düşen sırplar Birleşmiş Milletler'in güvencesiyle silahsızlandırılan Srebrenitsa bölgesine saldırmanın kendilerine avantaj getireceğini düşünüyorlardı. Kendilerine "Kaplanlar" adını takmış, paramiliter güçlerden oluşan Sırp Ordusu (Çetnikler), Radovan Karadzic'ten aldıkları emirleri komutan Radko Mladic önderliğinde hızla uygulamaya koydular! BM tarafından güvenli bölge ilan edilmiş, Hollanda askerlerinin garantörlüğünde olan Srebrenitsa Bölgesine girdiler. Hollanda askerleri saldırıdan bir gece önce Fransız komutandan gelen emirle kenti boşaltmış ve bütün silahlarını topladıkları Müslümanları Sırpların eline teslim etmişlerdi. (Daha sonra ortaya çıkan görüntülerde ise, Sırp Generalin, kenti boşaltan Hollandalı komutana hediye verildiği gözlenmişti.)

Boşnak güçleri silahsız olduğu için hiç direnç gösteremediler. O sırada 1 yıldır yardım bekleyen Aliya İzzetbegoviç Türkiye'den duruma sessiz kalınmamasını istese de ülke yönetiminde bulunan Süleyman Demirel'den de yardım alamayınca Avrupa tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir katliam gerçekleşti. Resmi rakamlara göre 8372, fakat komutan Şerif Patkovic ( dönemin kolordu komutanı)'nın anlattığına göre 10.000’in üstünde Boşnak 5 gün süren sistemli bir katliam çerçevesinde, her evden  erkek çocuk-babalar toplanarak hunharca öldürülmüştü. Geride kalan kadınlara sistemli olarak tecavüz edilmişti. Öylesine vahşice bir bir cehennem ortamı yaşatılmıştı ki insanlara, bazı paramiliter Sırp gücüne mensup insanlar isyan noktasına gelip tecavüz ettikleri kadınlara dönüp yardım etmişler, hatta çocuklarını sahiplenmişlerdi. 

Boşnak kadınların bir çoğu  içlerindeki nefreti yaşatmak için çocuklarını doğurmuşlardır. Katliamın sorumluları ise yıllarca Sırbistan'da saklanmış ve Lahey'de göstermelik olarak yargılanıp, dublörleri sayesinde halkının içine karışmışlardır. Katliamın sorumlusu başta Radovan Karadzic, Slobodan Milosevic, Radko Mladic, Željko Ražnatović (ARKAN) ve birçok isim yargı sürecinden geçse de bu katliamın acısını asla unutturmamışlardır. Bosna Hersek bağımsızlığını ilan etse de o topraklardaki müslüman çoğunluk kırılmış ve NATO'nun istediği bir halk oluşturulmuştur. 

Bir Osmanlı torunu olarak o emaneti koruyamadığımız için her 11 Temmuz'da içim burkulur, yüreğim ezilir !


Blogumuzun değerli yazarı İbrahim ATAKURU'ya, böylesine hassas bir konuda hazırladığı eşsiz ve duygu dolu yazı için teşekkürlerimizi sunarız...





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder