5 Mart 2012 Pazartesi

Barbarossa Harekatı: İkinci Bölüm (Almanya saldırıyor)


22 Haziran 1941'de Almanya Rusya'ya karşı savaş açtığında Stalin yazlık evinde uyuyordu. Kendi askerleri ise sınırdan gelen top seslerine bir anlam veremiyordu. Saat 04:00 sularında Churchill "Almanya'nın Rusya'ya karşı harekata başladığını" öğrendiğinde yaverine "Beni İngiltere'ye saldırı olmadığı sürece uyandırmayın demedim mi?" diyerek yaverini fırçalarken aslında içinden bir parça "birileri gelse de çifte telliye kalksam" şeklinde düğüne hazırlıklıydı. Çünkü Almanya'nın güçlerini Rusya'ya kaydırması demek, İngiltere'nin biraz daha rahatlaması demekti.  



Not: Bu yazıyı okumaya başlamadan önce Barbarossa harekatı hakkında yazdığım 1. bölümü okumanızı önemle rica ederim.Barbarossa Harekatı: 1. Bölüm'ü okumak için tıklayınız.

Saldırıdan yaklaşık 2 saat sonra, saat 05:30 sularında Hitler'in en çok güvendiği Nazilerden biri olan "Propaganda Bakanı" Goebbels Rusya'ya savaş açtıklarını radyoda ilan etmişti. Harekat sebeplerini ise "Rusya'nın Almanya ve Avrupa'ya karşı bozgunculuk girişimi yapması, dış siyasetini Alman düşmanlığı üzerine kurması ve sınırlarda askeri harekat için hazırlık yapması" olarak sıralamıştı.

Goebbles'ın konuşmasından sonra Hitler halkına seslenmiş ve kimsenin kendisine böyle bir görev vermediğini bilmesine rağmen "Alman halkının, Alman milletinin ve Avrupa'nın kaderini bir kere daha ve güvenle Alman askerine emanet etme kararına vardım." şeklinde konuşarak, aslında kendini bütün Avrupa'nın Bolşeviklere karşı tek neferi olarak göstermişti. Fakat hiç kimse Hitler'in harekattan 1,5 yıl önce, Rusya ile "Saldırmazlık Paktı'nı" imzalarken söylediği sözleri hatırlamayacaktı: "Rusya ile Almanya 1. Dünya Savaşı'nda birbiriyle dövüştüler ve büyük kayıplar verdiler. Bu, artık ikinci defa tekrarlanmayacaktır." 

Harekatın başlangıç hamlesini Almanya'nın hava kuvvetleri yaptı. Bu saldırı o kadar etkiliydi ki, Rus uçakları daha havalanma fırsatı bulmadan, hava alanlarında beklemedeyken gafil avlandılar. Bilançoyu şu şekilde özetlersek sizler için daha anlamlı olur; Almanya'nın savaşın ilk gününde kaybettiği uçak sayısı 2 iken, Rusya'nın kaybı yaklaşık 1800 uçaktı. Evet inanılır gibi değil ama sadece bir gecedeki kaybın sayısını verdim sizlere (Bu rakamlara Alman uçaklarının vurduğu ve yıldırım savaşı taktiği gereği Alman tank ve zırhlı birliklerinin önünü açmak için bombaladıkları kara araçları ve askerleri dahil değildir)...Rusya'nın böylesine büyük bir askeri gücü henüz savaşa sokamadan kaybetmesinin en büyük sebebi ise, Almanya'nın geliştirdiği casus uçakların, Rus sınırlarını ve mühimmat ve askeri araç depolarını sürekli gözetlemesi olarak gösterebiliriz. 

Heinrich Himmler (Nazi ideologu), Rus savaş esirini gözlemliyor.
Almanya, savaşın ilk 3 gününde 200 kilometre kadar içeri girmeyi başardı. Bunda en büyük etken ise Rusya'nın savaşa hazırlıksız yakalanıp, askerlerini geniş bir alana yaymış ve savunmayı zayıf bırakmış olmasıydı.  Bir çok noktada Rus birlikleri yaya olduğundan Alman tanklarıyla Alman motorize birliklerinden kaçamamış ve bir çok birlik ya tamamen öldürülmüş veya esir alınmış ya da çok az bir kısmı kaçmayı başarabilmişti. 2 farklı koldan Alman tank birlikleri (Kuzey ve merkez cephe) Rus cephelerini yarıp 200 kilometre ilerledikten sonra, Rus askerlerini ortada sıkıştırmışlardı. Öyle ki; savaşın 3. gününde Rusların sadece esir verdikleri asker sayısı 70 bindir. 11 Temmuz'da (yaklaşık olarak harekatın başlamasından 20 gün sonra) Almanya Genelkurmay Komutanlığı'nın yaptığı açıklamaya göre Rusya'nın 350 bin askeri esir düşmüş, 1800 top, 3500 tank ve zırhlı araç  (Rusya'nın bütün zırhlı araç sayısının yaklaşık 1/4'ü) ele geçirilmişti.  Toplamda bulunan 164 Sovyet Tümeninden 89'u imha edilmişti.  



Bu kaybın en büyük sebebi ise kuşkusuz Stalin'in, Hitler'in tuzağına düşüp ordusunu Moskova'ya kapılarına kadar geri çekmek yerine taarruza kaldırmasıydı.Bunun sonucunda Stalin; güçlü ve motorize Alman birliklerinin, yaya ve yeterli donanıma sahip olmayan Rus askerlerini nasıl ezdiğini sadece izlemek zorunda kalmıştı.

Fakat Stalin'in Rus halkıyla işi bitmemişti. 3 Temmuz 1941'de yayınladığı bildiride halka sesleniyor ve "Saflarınızda bulunan sulu gözlülere, panik yaratanlara ve kaçaklara karşı amansız mücadele verin. İnsanları paniğe sürükleyen, kaçan ya da ülkesine ihanet eden herkes "rütbesine bakılmaksızın" askeri mahkemelerde yargılanacak ve idam edilecektir. Planlı geri çekilmeler yapılacağı zaman evlerinizi, yanınızda taşıyamayacağınız eşyalarınızı, mühimmatları, depoları, vagonları, yakıtları imha edin. Hayvanlarınızı, yiyeceklerinizi devlet görevlilerine emanet edin. Düşman tarafından işgal edilen topraklarda Milis güçleri oluşturun ve hayatı onlara zindan edin." diyordu. Kısacası, halkına "Ya benim için öleceksiniz ya da Hitler için öleceksiniz" diyordu. Artık Stalin öyle bir duruma gelmişti ki, beceriksiz olduğuna inandığı komutanları, askerlerine geri çekilme emri veren subayları askerlerinin gözleri önünde kurşuna dizme emri vermekte bir sakınca görmüyordu. 

12 Temmuz günü, "Yıldırım Savaşı" tanımının mucidi Guderian, merkez komutanlıktan izin alarak Rusya için tarihi önemi olan ve Moskova'ya çok yakın olan Smolensk'in işgal edilmesi işlemlerine başlıyor. Planına göre kendisi şehre sağ tarafından yaklaşırken, Kuzeyde savaş veren General Hoth önderliğindeki tümen şehre sol tarafından yaklaşır. Rus general Timoşçenko ilk başta Guderian'ın birliklerinin ilerlemesini durdurmak için 20 tümenle saldırıya geçse de, Guderian emrindeki 13 tümenden 2 tanesiyle bu 20 tümenlik gücü oyalar ve geriye kalan 11 tümeniyle arkalarından dolaşıp General Hoth ile birleşerek Rus birliklerini kuşatmayı başarır. 

Bunun sonucunda ne mi olur? Alman birliklerinin iki koldan birleştiği 16 Temmuz tarihinden, Smolensk Savaşı'nın bittiği Ağustos başına kadar Rusya, Smolensk topraklarında toplamda 250 bin harp esiri ve bir o kadar da ölü ya da yaralı asker bırakır.  Kısacası Alman birlikleri 45 günde 750 binden fazla savaş esiri almıştır, bir o kadar Rus askeri ise ölmüştür. Bu sürede ise Rusya sınırından içeriye doğru 1000 kilometre ilerlemeyi başarmışlardır. Almanya'nın bu süreye kadar verdiği kayıp ise 29 bini ölü olmak üzere 390 bin kişidir. Fakat buna rağmen Alman kayıpları, Almanya'nın Polonya, Fransa, Kuzey Afrika, Norveç ve Balkanlar seferlerinde verdiği toplam kaybın üstündedir.

Şu ana kadar her şey Almanya'nın ve Hitler'in istediği yönde ilerlemektedir. Fakat bu noktadan sonra, Hitler savaşın kaderini değiştirecek büyük bir hata yapar...

Devamı bir sonraki yazımızda olacak: Barbarossa Harekatı: 3. Bölüm ( Büyük hata ve gerileme)   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder